Yazar arşivleri: karaaslan

Saman Nezlesi ve Tedavisi Nelerdir

Saman nezlesine ot ve bitki türleri neden olur. Alerjik bir rahatsızlıktır. Tıp dilinde pollenosis veya alerjik rinit olarak adlandırılır. Saman nezlesi çiçeklerin açtığı ilk bahar mevsiminde sıklıkla görülür.

Saman nezlesi olan hastalarda aksırmalar, burun tıkanıklığı gözlerde kızarma ve sulanmalar, aşırı miktarda burun akıntısı ve öksürükler görülür. Tedavinin ilk aşaması çiçeklerin açtığı mevsimde, sıcak ve rüzgarlı havalarda kırlardan uzak kalmak ve güneş gözlüğü kullanmaktır.

Saman nezlesi olan bir kişi dört bardak suya 1 tatlı kaşığı ufalanmış meşe kabuğu koyup karışım iyice kaynatılmalıdır. Kaynayan karışım temiz ve ince bir tülbentle iyice süzülür. Buruna çekilerek kişinin sümkürmesi sağlanır. Böylece saman nezlesi olan kişinin burun damarları açılır ve rahat nefes almış olur.

Saman nezlesi olmamak için ot bitki türlerinden özellikle ilkbahar mevsiminde uzak kalmak gerekir. Ağza ve burna maske takmak saman nezlesinden korunmanızı sağlayacaktır. Nezleye neden olan mikroplardan maske aracılığı ile korunabilirsiniz. Önemsenmeyen saman nezlesi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Kan Bağışı Hakkında Merak Edilenler

18 yaşından büyük, 65 yaşından küçük herkes kan bağışında bulunabilir. Kan bağışında bulunacak kişinin ağırlığı 50 kilonun üzerinde olması gerekir. Kan bağışında bulunan kişinin herhangi bir önemli sağlık sorunu olmaması gerekir. Hemoglobin ölçümlerinde yeterli düzeyde hemoglobine sahip herkes kan bağışında bulunabilir. Kan bağışı 2 ay aralıklarla yapılabilir.

Kan bağışı bulunmadan önce kendinizi iyi hissetmeniz gerekir. Yorgun ve uykusuzluk durumlarında kan bağışında bulunmak doğru değildir. Kan bağışında bulunmadan önce mutlaka yemeğinizi yemelisiniz. Aç karnına kan bağışında bulunmak doğru değildir. 10 yaşından sonra sarılık geçirenler ve B-C sarılık testlerinde pozitif değer alanlar hayatın hiçbir döneminde kan veremezler. Nabız atış sayısı 100 ün üzerinde olanların kan vermesi çok sakıncalıdır.

Son 1 yıl içinde doku nakli yaptıranlar, akupunktur ve dövme ile cildini deldirenler 1 yıl süreyle kan bağışında bulunamaz. AIDS testinden pozitif değer alanlar kan bağışında bulunamazlar. Son 3 yıl içinde sıtma hastalığı geçirenler de kan veremezler. Sedef hastalığı ilacı kullanan sedef hastaları da kan veremez. Muayenede vücut ısısı 37.5 dereceden fazla olanların kan vermesi doğru değildir.

Kan bağışında yüksek riskli guruplar vardır. Bunlar:
1- Uyuşturucu bağımlıları
2- Erkek erkeğe cinsel ilişkide bulunanlar
3- Pıtılaşma Faktör Aktivite tedavisi olanlar
4- HIV ve AIDS virüsü kapmış olanlar
5- Para karşılığı cinsel ilişkiye girenler

Prostat Büyümesi

Prostat bezi, idrar torbasında idrar boyu ceviz büyüklüğündedir. Prostat sadece erkeklerde bulunur. Prostat bezi 50 yaşını geçen tüm erkeklere görülebilen bir rahatsızlık durumudur. Prostat büyümesi görülen kişilerde geceleri sık sık idrara kalkma, gündüzleri sık idrar yapmak, idrar yapmada zorluk çekme, idrarın yavaş akması, idrarın başında ya da sonunda kan görülmesi şeklinde ortaya çıkar.

Prostat büyümesinde kesin tedavi ameliyattır. Kişi uygun pozisyona gelince uzman hekimler aracılığı ile ameliyata alınır. Prostatın büyümesine neden olan etmenleri ortadan kaldırmak ve büyümenin önüne geçmek ilk tedavi yöntemidir.

Prostat büyümesin önlemek için 4 bardak su içine 2 tutam mazı konur. Mazı 10 dakika kaynatıldıktan sonra iyice süzülmesi sağlanır. Oluşturulan karışım günde 3 kere 1 çorba kaşığı şeklinde tüketilmelidir.

Prostat büyümesi ciddi bir rahatsızlıktır. Belirtiler ortaya çıkar çıkmaz mutlaka uzman doktora görünmek şarttır. Tedavi edilmeyen prostat büyümesi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Kişinin derin ağrılar ve acılar çekmesine neden olur.

Mide Ülseri ve Tedavisi

Midenin iç yüzü zamanla aşınır ve yaraya dönüşür. Bu duruma halk arasında mide ülseri denir. Sinir bozukluğu midede asidin fazla olması, zamanında tedavi edilmeyen gastrit, mide zafiyet durumları, karaciğer yetersizliği, safranın az olması, kalp hastalıkları, sindirilmesi zor olan yiyeceklerin aşırı tüketilmesi, çok fazla sigara, çay alkol kullanımı mide ülserini tetikleyen durumlardır.

Mide ülseri midede ekşime ve ağrı ile kendini gösterir. Hastanın ağzına ekşi su gelir. Tat alma duygusu iyiden iyiye hafifleşir. Dil paslanır, hastanın renginde solmalar oluşur. Karnın üst kısmında acı hissedilir. Bu belirtilerden sonra kişi en yakın sağlık kurumuna müracaat etmelidir. Baş dönmesi ve terlemeler sık görülür.

Tedavi süresince kişi iyi istirahat etmelidir. Yemekleri belli saatlerde ve aralıkta yemek önemlidir. Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlayın. Sigara, kahve, alkol ve çay kullanımını azaltmalısınız. Diş sağlığına önem vermelisiniz. Sütlü yiyecekler, yumurta, ekmek, tereyağı, haşlanmış balık, sebze püresi ve patates yemeklerini sofranızdan eksik etmeyin.

İki avuç dolusu lahana yaprağını soğuk su ile yıkayıp suyunu çıkartın. 1 kahve fincanı karışımı için. Aynı işlem 3 hafta boyunca 6 saat ara ile yapılması tavsiye edilir.

Kurdeşen Nedir?

Kurdeşen hastalığı tıpta Ürtiker olarak bilinir. İnsan cildinde aniden başlar ve bir kaç saat kaşıntı şeklinde kendini gösterir. Kurdeşen alerjik bir deri hastalığı olarak bilinir.

Kurdeşenin Nedenleri Nelerdir?
Kurdeşene neden olan ana unsur tam belli olmamakla birlikte vücudun çeşitli maddelere gösterdiği alerjik reaksiyon olarak bilinir. Katkı maddesi içeren bazı gıdalar, bozuk yiyecekler, bazı ilaçların yan etkisi, arı ve böcek sokmaları kurdeşenin görülmesine neden olabilir. Zararlı güneş ışınları aşırı soğuk ve sıcak durumlarda kurdeşene neden olabilir.

Kurdeşen Belirtileri Nelerdir?
Deride görülen kaşıntılar ve kırmızı kabarcıklar en büyük belirtisidir. Döküntüler aniden oluşup 1-2 mm ile 10 cm arasında boyutlara sahip olabilir. Kızarıklıklar belli bir süre geçtikten sonra şişliğe dönüşür. Yüzde, kolda ve bacaklarda görülen kurdeşen en az 6 hafta sürmektedir.

Kurdeşen Tedavisi Nelerdir?
Akut kurdeşen 6 haftadan kısa süren bir kurdeşen çeşididir. Kronik kurdeşenler 6 haftadan uzun sürer. Kronik kurdeşen mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Tedavi edilmediğinde büyük sıkıntılara neden olabilir. Kurdeşen tedavisinin en önemli nedeni strestir. Alerjiye bağlı olarak çıkan kurdeşende kişi alerji yaratan durumlardan uzak durması gerekir. Doktor kontrolünde ilaç tedavisi ile bu rahatsızlıklardan kurtulabilirsiniz. Doktora danışmadan bilmediğiniz yöntemleri kullanmak sağlık açısından sakıncalı durumlar doğurabilir. Bu anlamda bu rahatsızlık mutlaka dikkate alınıp daha hastalık kendini gösterdiği andan itibaren doktora gidilmelidir.

Kireçlenme 65 yaş üstü kişilerde sıklıkla görülen yaygın kronik bir rahatsızlıktır. Kireçlenme her yaştan bireyde görülebilir. Kireçlenme yaşa ve kiloya bağlı olarak ortaya çıkar. Genetik faktörlerde kireçlenme oluşmasında etkilidir. Ameliyat sonrası hareketsiz kalmaya bağlı olarak kireçlenmeler görülür. Kireçlenme yaygın olarak sporcularsa görülür. Menopoza giren kadınlarda da kireçlenme sıklıkla görülür.

Kireçlenmenin birçok tedavi yöntemi vardır. Kireçlenmede ilk yapılması gereken kişinin kilosunu kontrol altına almasıdır. Kireçlenmede erken teşhis önemlidir. Tedaviden etkili sonuç almanızı sağlar. Zorlanma durumlarında mutlaka uzman doktora gidilmelidir. Geç kalınan kireçlenmelerde kişi yatağa bağlı yaşam sürebilir. Kireçlenme için doktorlar ağrı kesici ve kremler verebilir. Fizik tedavide kireçlenmede uygulanan tedavi yöntemlerinden birisidir. Hiçbir tedaviye cevap vermeyen hastalar ameliyat yöntemi ile tedavi edilir. Genelde en son yöntem olarak ameliyat kullanılır. Kireçlenme için bitkisel tedavi yöntemleri de uygulanabilir. Kaplıca tedavileri de kireçlenme tedavisinde sıklıkla başvurulan yollardan birisidir. Hastaların kilolarını kontrol etmesi gerekir. Aşırı kilolu olan kişilerde dizlere aşırı yük binmesine bağlı olarak kireçlenmeler görülür.

Kireçlenme için spor yapmak, egzersiz programlarına katılmak, kilo kontrol altına almak, bitkisel tedavi yöntemlerini kullanmak ve en son olarak cerrahi operasyonla kireçlenmeden kurtulabilirsiniz. Doktor kontrolünde olmayan hiçbir ilacı kireçlenme tedavisinde kullanmayın. Kireçlenme rahatsızlığını ciddiye alın ve en ufak bir şüphe durumunda mutlaka uzman doktora gitmelisiniz yoksa hayatınızın geri kalan kısmını yatağa bağlı olarak yaşayabilirsiniz.

 

Kaşıntı Nedir?

Vücudun bir bölgesinde hissedilen hafif yanma ve batma gibi rahatsızlıklarla ortaya çıkan kaşıntı tıp dilinde pruritus veya kaşeski olarak adlandırılır.

Kaşıntıya Neden Olan Durumlar Nelerdir?
Kaşıntıya neden olan bir çok durum vardır. Bunları şu başlıklar altında inceleyebiliriz.
1-Sabun, çamaşır tozu ve boya gibi kimyasallar alerjik olarak kaşıntıya neden olabilir.
2-İstiridye, yumurta, süt, çilek, soğan gibi bazı besinler kaşıntıya neden olur.
3-Bazı ilaçların yan etkisi olarak kaşıntılar ortaya çıkabilir.
4-Şeker, karaciğer, böbrek hastalıkları, lösemi gibi durumlar kaşıntıya neden olur.
5-Bazı mantarlar kaşıntıya neden olabilir.
6-İshal ve kabızlık durumlarında kaşıntılar görülebilir.
7-Sinirli olmak ve ruhsal sıkıntılar kaşıntıya neden olabilir.

Kaşıntılar Nasıl Tedavi Edilir?
Tedavide ilk aşama teşhis aşamasıdır. Kaşıntıya neden olan etmen bulunup ortadan kaldırılmalıdır. İç hastalıklara bağlı olan kaşıntılarda mutlaka doktor kontrolünde ilaç tedavisi uygulanmalıdır. Sirkeye batırılan eriklerin kaşıntı olan yere günde 3 defa sürülmesi tedavide etkili sonuç almanızı sağlayacaktır. Bunun dışında bilinmedik yöntemler kullanmak sağlığınız açısından sakıncalı durumlar doğurabilir.

Kabızlık ve Tedavisi

Tuvalete çıkamama veya çok seyrek çıkma olarak bilinen kabızlığın peklik ve inkıbaz adları vardır.
Tıp dilinde konstipasyon olarak bilinir. Yeterince sulu yememek, sinir bozukluğu, bağırsak tıkanıklığı, sindirim sistemi bozuklukları, hormon dengesizliği, basur, fıtık boğulması kabızlığı arttıran durumlardır.

Kabız olanlar zamanının büyük bir bölümünü oturmak zorunda geçiren hamilelerde ve yaşlıklarda çok sık görülür. Kabızlığa neden olan durumu tespit etmek oldukça önemlidir. Nedeni bulunmadan alınan müshil ilaçları ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Kabız olmayı önlemek için sebze çorbası, mercimek, ıspanak, salata, balık ve çavdar ekmeği tüketilmelidir. Reçelli bal, üzüm, kayısı, bol şerbet içmek oldukça yararlıdır. Kabız olanların et, yumurta, peynir, beyaz ekmek, muz gibi yiyeceklerin tüketilmesini azaltması gerekir. Kişinin çay kahve sigara ve alkolü azaltması gerekir. Kabızlığı gideren ilaçların uzun süre kullanılması ciddi sağlık sorunlarına neden olur. İlaçlar doktor kontrolünde ve doktorun öngördüğü ölçüde olmalıdır.

8 bardak suya 250 gram erik konularak kaynatılır. Bu karışım günde 3 kere 1 er su bardağı şeklinde içilmesi kabızlığa iyi gelmektedir.

Guatr ve Tedavisi

Guatr tiroid bezinin büyümesi ile boyunun ortasında ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Kişi yutkundukça şişlik oluşur. Tıp dilinde struma olarak adlandırılır. Kişide ciddi nefes darlığına neden olur. Kişi öksürürken ciddi acılar çeker.

İki çeşit guatr vardır. Birincisi basit guatr olarak bilinir. Tiroid bezi tabiricaise balon gibi şişer. Neden ise alınan iyotun yeterli olmamasıdır. Dağlık bölgede yaşayanlarda, ergenlerde ve hamilelerde bu çok görülür.

İkinci çeşit guatr yumrulu guatrdır. Tiroid bezinin iki yanında kabarıklık ve üzüm salkımı gibi şişlikler görülür.

İki çeşit guatr da korkulacak durumlar değildir. Tedaviye erken başlamanız gerekir. Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanmalısınız. Balık, pırasa, kuru erik, taze fasulye, yumurta, pazı, dut kurusu yemek oldukça faydalıdır. Kabız olmamaya çok dikkat etmelisiniz. Lahana, mısır ve turp bu rahatsızlık için tehlikeli besin guruplarıdır.

Bir avuç meşe dalı kabuğu toz haline getirilip bu toz guatrın üzerine sürülmelidir. Bu her gün tekrar edilmelidir.

Dengeli ve Düzenli Beslenmek

Sağlıklı bir yaşam sürmek hepimizin hayat felsefesinden birisidir. Sağlıklı yaşam sürmenin en önemli ayağı sağlıklı ve dengeli beslenmektir. Maalesef insanlarımızın sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda ciddi sıkıntıları vardır. Bu sıkıntılar hastalıklar olarak kendini gösteriyor. Hal böyle olunca hastanelerimiz hiç boş kalmıyor.

Sabah ala acele işe giden ve yolda abur cubur ile beslenen insanımız öğlen yemeğinde de düzensiz bir beslenme ile hayatına devam etmektedir. Tek düzenli yemeğini akşam yiyen insanlarımız akşam yemeği fazla kaçırarak ciddi sağlık sorunları ile boğuşmaktadır. Dengeli ve düzenli beslenmek demek her gıdadan vücudun ihtiyacı kadar olanı tüketmek demektir. Sofraya oturduğumuz zaman kalkmak bilmiyoruz. Önümüze 1 tepsi baklava konulsun hepsini bitirmeye çalışıyoruz. Vücudumuz midemiz tüm bunları eritmekte zorlanıyor.

Dengeli ve düzenli beslenmeyen insanlarımızda kalp başta olmak üzere şeker hastalığı, obozite gibi ciddi sağlık sorunları ortaya çıkmaktadır. Meyve ve sebzeyi yeterli seviyede tüketmeliyiz. Aşırı yağlı asitli yiyeceklerden uzak durmalıyız. Özellikle pasta ve tatlılardan vücudumuzun ihtiyacı kadar tüketmeliyiz. Aşırı enerji veren besinleri fazla tüketmemeliyiz.

Dengeli beslenme konusunda mutlaka uzman bir doktordan destek almalıyız. Kilomuzu sürekli kontrol altında tutmalıyız. Yemeklerden sonra mutlaka yürüyüş yaparak yediklerimizi eritme yollarını aramalıyız. Vücudumuzun dengesini bozacak beslenmelerden uzak durmalıyız. En önemlisi yediklerimizi karıştırmadan midemizi yormadan beslenmeliyiz. Yoksa ciddi sağlık sorunları kapınızı çalar ve başınız çok ağrır bizden söylemesi.